Yeni komşumuz İsrail!

BOP için büyük bir adım daha atıldı ve Suriye'de Esad rejimi devrildi. Muhalif gruplar büyük güçlerin desteği ile Şam'a kadar ilerleyip 61 yıllık Esad rejimini devirdi. Suriye'de iç savaştan beri yaşanan son 13 yıl baktığımızda kansız bir devrim oldu. Halep'ten Şam'a kadar şehirler sessiz sedasız ele geçirildi muhalifler tarafından. Suriye ordusu tek mermi dahi atmadan iş bitti. Rejimin düşüşü neden bu kadar kolay oldu onu daha sonra belirtiriz ama öncesinde rejimi devirecek kadar güçlendirilen muhalif gruplar kimler onu anlatalım isterseniz.

EL KAİDE KÖKENLİ GİZEMLİ ÖRGÜT VE PKK'NIN SURİYE KOLU

Muhalif grupların başını HTŞ çekiyor. Yani Heyet Tahrir el Şam örgütü. Kökeni El Kaide'nin Suriye kolu Nusra'ya dayanıyor. Örgütün şimdilerde başında olan isim Culani El Kaide'ye ile 2016'ya kadar organik olarak bağlıydı. O tarihten sonra bağını kopardı ve HTŞ Suriye'deki en güçlü gruplardan biri haline geldi. HTŞ önceleri radikal İslami söylemlerde bulunsa da şimdilerde sekülerleşme yolunda. İnsanların hayatlarına karışmayacaklarını, herkesin kendi inancını yaşamasına izin vereceklerini ifade ediyor. Bunu geçtiğimiz günlerde örügütün başındaki isim Culani'nin CNN'e verdiği röportajdan anlayabiliyoruz. Hemen belirtelim HTŞ Türkiye ve ABD gibi ülkeler tarafından terör örgütü olarak kabul ediliyor.

Bir diğer grup ise Pkk'nın Suriye kolu Ypg güçleri. Terör örgütü ve buna rağmen Abd'nin bölgede el altından desteklediği örgütlerden biri. Oldukça yüksek müktarda yardım da almış Abd'den. Amaçları Türkiye'den parça kopartıp Irak'taki Kürtlerle birleşerek bir Kürt devleti kurmak. Suriye'de yaşanan bu gelişmelere ek olarak Türkiye'de yeni bir çözüm süreci başlatılmak istendiğini de hatırlatalım. Ypg bölgedeki en tehlikeli örgütlerden ve ve Türkiye'ye en çok sorun çıkaracak yapı olarak tanımlanıyor.

Bu iki örgütün dışında irili ufaklı başka gruplarda var ama onlar daha çok HTŞ şemsiye altında birleşmiş durumda. Örgütlerin dışında Türkiye tarafından desteklenen Suriye Milli Ordusu da bölgede domine güçlerden biri. Askeri olarak Türkiye'den yardım görüyor. Techizat ve lojistik olarak destekleniyor. Şimdilerde bölgede Türk nüfusun yoğun olduğu Münbiç, İdlib gib önemli şehirlerden Ypg'yi söküp atmakla meşgul. Suriye Milli Ordusu'nun varlığı Türkiye'ye masa başında önemli bir koz sağlayacak bu kesin. Fakat bunun sınırı nereye kadar olacak işte bunu kestirmek şimdiden mümkün gözükmüyor. Çünkü Abd her nek kadar bölgede işimiz yok dese de mutlaka Türkiye'nin Suriye'de etkin bir güç haline gelmesini istemeyecektir.  İşte orada yani Suriye masasında Türk siyasetinin yeteneklerini görmüş olacağız.

İSRAİL FIRSATI KAÇIRMADI

Tüm bunlar olurken İsrail'in ilk günden Golan Tepeleri ve sınır kasabaları üzerinden Suriye'ye girdiğini ileri karakollar kurduğunu da gözardı etmemek gerek. Suriye'nin parçalanmasının asıl kazananı İsrail, Hizbullah tehlikesini bertaraf edildiği ve bölgedeki İran vekil güçlerinin geri püskürtüldüğü ortamda hemen sahaya girmiş ve güneydeki kasabaların konrtolünü elline almış durumda. Zaten İsrail genelkurmayı savaşı Gazze'den Suriye üzerine taşıyacaklarını açıkça ilan etmişti. İsrail'in bu ilgisinin altında yatan nedeninin sadece sınır güvenliği olmadığını, Arzı Mevud idealleri olduğunu belirtmeye gerek yok. Aslında Esad'ın devrilişinin bir İsrail projesi olduğunu da Netanyahu açık açık itiraf etmişti. 

RUSYA VE İRAN

Başta sorduğumuz soruya geri dönelim: Esad 13 yıl boyunca direnmesine rağmen nasıl oldu da bir anda kaybetti? Aslında cevabı Esad da değil Rusya, İran üzerinde aramak lazım. Çünkü Esad rejimini ayakta tutan devletler Rusya ve İran'dı. Rusya, Ukrayna savaşında hem maddi hem de askeri olarak kayıplar yaşadı. Üstüne üstlük ambargo ve yaptırımlara maruz kalmış durumda. Yeniden Abd başkanı olarak seçişen Trump ise Ukrayna savaşının Abd'ye pahalıya mal olduğunu belirterek savaşı bitirme sinyalleri vermişti. Hatta Trump ve Putin arasında Ukrayna konusunda savaşın bitirilmesi hususunda gizli bir anlaşma olduğu bile iddai edildi. Rusya'nın Suriye'den çekilme karşılığı Abd'nin Ukrayna'ya verdiği desteği keseceği şeklinde bir anlaşmanın olması Rusya'yı bölgeden çekmeye ikna etmiş olabilir. Akla en yatkın senaryo da bu. Eğer bu senaryo doğruysa Trump'ın Suriye umurumuzda değil sözünün de bir aldatmaca olduğu anlaşılıyor. 

İran ise Hizbullah üzerinden uzunca bir süredir İsrail ile savaş halinde. Bu savaş nedeniyle büyük maddi bedeller ödedi. 1979'daki devrimden bu yana da batının yoğun ambargosu altında. Rusya'nın geri çekildiği bir ortamda tek başına Esad rejimine destek vermesi düşünülmezdi zaten. İsrail ile uzun vadeli bir savaş içinde olacağı için sınırları içine dönüp yaralarını sarmak ve özellikle kendi rejim muhalifleri ile mücadele etmeyi seçerek Suriye'den çekilmeyi en mantıklı seçenek görmüş olmalı.

GAZZE'YE ETKİSİ

Bu noktada konuşulması gereken en önemli konulardan biri de Gazze'nin durumu olmalı. Bilindiği gibi Gazze direnişi gücünü büyük oranda İran ve Hizbullah'tan alıyordu. Hem askeri hem de lojistik olarak en önemli iki tedarikçisinin Suriye'den çekilmesi Gazze direnişini, Hamas'ı zora düşürecektir. Aslında bu tespit bile Suriye'de olan bitenin bir proje olduğunu ve bundan en fazla çıkar sağlayanın İsrail olduğunu gözler önüne seriyor. İsrail, Abd eliyle Suriye'de çıkardığı iç savaşı kendi lehine sonuçlandırmış, direniş eksenine darbe vurmuş en öenemlisi de Arzı Mevud için çok önemli bir adım atmıştı. 

Son olarak şu soruyu da sorup cevabını verelim: Türkiye tüm olan bitenden nasıl etkilenecek? Suriye'nin parçalanmasının bir sonucu olarak İsrail burnumuzun dibine kadar geldi öncelikle bunu belirtelim. Hatta İsrail hava kuvvetleri Türkiye sınırına 4 kilometre mesafedeki Kamışlı ve Lazkiye limanlarını bombalamaya bile başladı. Bu kadar içeri sokulmalarının iki sebebi var bence. Birincisi Ypg güçlerine desteğini ilan etmek ikincisi de Türkiye'ye gözdağı vermek. Türkiye'ye, bölgede kalıcı adımlar atmanı istemiyorum demeye getiriyor yani. Suriye'nin toprak bütünlüğü noktasında çaba sarfetmeyip aksine muhalif güçlere destek veren Türkiye bundan sonra hem İsrail'in hem de İsrail'in desteklediği HTŞ ve Ypg'nin etkisini daha fazla hissedecektir. Uzunca bir süre daha Suriye'nin kuzeyinde asker bulundurmak zorunda kalacak. Bu da Türk ekonomisine uzun vadede daha fazla yük binmesine sebep olacaktır. Gerçi her ne kadar bölgenin imarı için Türkiye devreye girecek olsa da sonuçta götürüsü getirisinde daha sıkıntılı bir süreç yaşanacağı kesin. Öte yandan Suriyeli mülteciler ülkelerine geri dönecek mi o da başka bir sorun. Benim düsüncem bunun çok kolay olmayacağı. Çünkü yıllarca burada yaşayıp belirli bir düzene oturduktan sonra kendi ülkelerindeki kaos bitmeden geri döneceklerini düşünmek fazla iyimserlik olur. 

Asıl sorun ise İsrail. Suriye'ye girdikten sonra ne Türkiye'yi ne de İran'ı rahat bırakacaktır. Suriye'de Abd eliyle yaptığının aynısını yine yapmak isteyecek. Üstelik bunun için elinde daha fazla koz olacak. ve daha da yakınımızda olacak. Suriye'yi parçalı bir yapıda tutmak için herşeyi yapacak. Muhalifeti birbirine düşürüp kaotik yapıyı devam ettirmek için terör örgütlerini kullanacak. Kanlı emellerine ulaşmak için ülkeler parçalamaya, terör estirmeye devam edecek.

Suriye'deki hamle İsrail'e üç  kritik kazanım sağladı. İsrail bu sayede Filistin direnişine darbe vurdu. Hizbullah'ı etkisiz hale getirerek kendi güvenliğini sağladı. ABD'nin Ortadoğu'daki hedeflerine ulaşmasına önayak oldu. Özetle Suriye'de gizli kazanan İsrail.

DAHA ZOR GÜNLER TÜRKİYE'Yİ BEKLİYOR

Ortadoğuyu ve Türkiye'yi daha zorlu günler bekliyor. Bu zorlu günlerde ülkeyi yönetenlerin kararlı ve feraset sahibi olmaları en önemli ihtiyaçlardan. Ama en başından beri Suriye ve bölge konusunda tutarsız bir yönetim var ülkemizde. Bir zamanlar Esad ile ortak bakanlar toplantısı yapan  Akp hükümeti eski Abd başkanını Obama'nın Suriye'ye de özgürlük getireceğiz sözlerine kanarak Esad ile karşı karşıya gelerek muhalif grupları destekledi. Suriye paraçalara ayrılırken terör örgütleri bu bataklıktan yeşermeye başladı. Tüm bunları görmezden gelen Akp hükümeti milyonlarca Suriyelinin vatanlarından kaçıp başta güney şehirlerimiz olmak üzere tüm ülke sathına yayılmasına, demografik yapının bozulmasına neden oldu. Irak'ta yaşananları, bölünme sürecini çok iyi bilmesine rağmen orada yaşananlardan ders almadı. Sağduyulu insanlara kulak kabartmak yerine Abd ve batının sözlerine kanarak bir sürü yanlış iş yaptı. 

Görünen o ki Akp hükümeti ile ülkemiz bu sorunlardan kurtulamayacağı gibi daha büyük sorunlarla da başbaşa kalacak. Allah ülkemizin yardımcısı olsun.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İkinci Erbakan, Temel Başkan!

Bakan Şimşek gidiyor mu? Ekonomide bir kez daha sil baştan...

En kötü senaryo: Sahada kazanıp, masada kaybetmek!