En kötü senaryo: Sahada kazanıp, masada kaybetmek!

Suriye ile ilgili gelişmeleri değerlendirdiğimiz önceki yazımızda  Türkiye'nin bölgede denge stratejisi oluşturacak bir fırsatı artık olmayacağını, Suriye'nin toprak bütünlüğünün bozulması, Rusya ve İran'ın bölgeden çıkması nedeniyle Türkiye'yi diplomatik anlamda zor günler beklediğini belirtmiştik. Nitekim Abd Dışişleri Bakanı Blinken'ın ani Türkiye ziyareti buna işaret. Blinken neden apar topar Türkiye'ye geldi ve Erdoğan ile bir görüşme gerçekleştirdi? Bu sorunun cevabı olarak Türkiye'nin desteklediği ve Suriye'de vekil güç olarak gördüğü Suriye Milli Ordusu'nun Ypg güçlerine karşı başlattığı operasyonları gösterebeliriz. 

Bilindiği üzere Suriye'nin parçalanmasını İsrail'in toprak genişletme çabalarının  hedeflerinden birisi. O nedenle Esad rejimi düşer düşmez, Golan tepelerinden kara harekatı düzenleyerek Şam'a yakın kasabalara kadar geniş bir bölgeyi işgal etmiş durumda. bununla birlikte Suriye'nin kuzeyinde ise İsrail ve Abd'nin bizzat kurup desteklediği terör örgütleri Htş ve Ypg ise İsrail'in ulaşamadığı alanları İsrail adına kontrol altında tutmaya çalışıyor. Bu planın farkında olan Türkiye ise SMO aracılığıyla bu denklemi bozma çabasında. Ama dün MİT Başkanı İbrahim Kalın'ın Şam ziyareti esnasında ilginç bir şey oldu. Kalın'ın bindiği aracı süren isim aynı zamanda Türkiye'nin terör örgütü olarak kabul ettiği Htş'nin lideri Colani'ydi. bu ilginç olay hem şaşırtıcı hem de ileriye dönük olarak bölgede olacak ilişkileri göstermesi açısından önemli. Muhtemelen Türkiye, Htş'yi terör örgütleri listesinden çıkarıp Suriye'de yeni muhatap olarak kabul edecektir. Bu da demek oluyorki Abd diplomatik olarak tezlerini Türkiye'ye kabul ettirmiş. Bu durum aynı zamanda sahada kazanılanların masada kaybedilmesi anlamına da geliyor. 

Erdoğan, Blinken'e görüşmesinde terör örgütleri Ypg ve Daeş'in Suriye'de hakimiyet kurmasına izin verilmeyeceğini belirtse de Abd Dışilerinden yapılan yazılı açıklamada bu ifadeye hiçbir atıf yapılmadı. Sadece Abd ile Türkiye'nin bögedeki işbirliğinin önemine dikkat çekildi. Abd, bölgede Özallı yıllardan bu yana defalarca Türkiye'ye söz vermiş ama hiçbirini tutmamıştır. İlk Irak işgalinde Özal'a verilen sözler, bölgede Pkk'nın varlığının yokedilmesi, İkinci Irak işgalinde yine Erdoğan'a verilen benzer sözler, şimdi ise Suriye konusunda verilen sözler... Abd hiçbir zaman sözünde durmayacağını göstermiştir. Zaten onlardan sözlerinde duracağını bekleyip ona göre tavır almak da doğru olmaz. Ama her nedense ülkemizi yönetenler bu tuzağa sıklıkla düşüyor. Suriye'de patlak veren iç savaştan beri bu yanılgıları defalarca yaşadık son dönemde. İşin ilginç yanı bir türlü ders de almıyoruz!

Peki şu soruyu da soralım o halde. Türkiye'nin bölgede yalnızlaşması ve Abd'nin insanfsız politikaları ile başbaşa kalması nelere yol açacak? Türkiye ekonomik olarak gerçekten çok zor durumda. Ağır ekonomik koşullar, mali açıdan dışa bağımlılık, üretim ekonomisinin olmayışı gibi temel ekonomik sorunlar milletin belini büktüğü gibi yönetenlerin de elini kolunu bağlıyor. Mali açıdan süregelen dışabağımlılık bir noktadan sonra diplomatik bağımlılığa da neden oluyor. İşte bu sebeplerden dolayı Türkiye'nin Suriye üzerindeki Amerikan tezlerine karşı koyaoayacağı aşikar. Bu durum uzun vadede İsrail'in tamamen Suriye üzerine çökmesine neden olacak kadar tehlikeli sonuçlar barındırıyor.

Bu cendereden çıkmak gerçekten zor. Düğmeler en başta yanlış iliklenmiş. Bir kere Abd'yi stratejik ortak kabul edip onun sözlerine kanmak hataydı. Suriye'de iç savaş böyle başlamış ve bunun sonucu olarak ülke tamamen parçalandı. Abd ile yapılan stratejik ittifakın benzerini Rusya ve İran ile yapabilseydik yani en azında bir denge politikası yürütebilseydik bu kadar zor durumda da olmazdık. 

Özetle ülkemizi bundan sonra Suriye'de daha zorlu günler bekliyor. Kamuoyu terörün biteceğini düşünüyor olabilir ama Abd ve İsrail terör kartını asla bitirmezler. Yeri geldiğinde sürekli kullanmak için masaya süreceklerdir. Yani Pkk ve onun Suriye kolu Ypg'nin yokedilmesi gibi bir durum söz konusu bile değil. Allah ülkemizin yarımcısı olsun.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İkinci Erbakan, Temel Başkan!

Bakan Şimşek gidiyor mu? Ekonomide bir kez daha sil baştan...