Kelime-i Tevhid bayrağı üzerindeki ifadeye gençlerimiz nasıl düşmanlaştırıldı?
Yılın ilk gününde AKP'ye yakın TÜGVA oluşumunun Filistin'e Destek Mitingi esnasında yaşanan 'yumruk olayı' ülkemizde gündemin ne kadar hızlı değiştiğinin de kanıtı aynı zamanda. 21 Yaşındaki bir gencin babası yaşındaki birine üzerinde Kelime-i Tevhid yazılı bayrak nedeniyle saldırması gündemde ilk sıraya çıktı. Üniversite çağındaki bir gencin kelime-i tevhid ifadesini bilememesi, hilafet bayrağı diye saldırıp adamın kaşını, gözünü patlatması vahim bir olay. Gençlerimizin milli ve manevi değerlerimize bu kadar uzak olması korkunç bir durum. Babası emekli askermiş. İfadesinde kendini milliyetçi olarak tanımlıyor. Son günlerde yaşanan tartışmalar yüzünden gerildiğini, istemeden böyle bir eylem gerçekleştirdiğini belirtmiş ifadesinde. Aynı şekilde babası da buna benzer ifadeler kullanmış basından öğrendiğimiz şekliyle.
İyi de bir üniversite öğrencisi böylesine dolduruşa nasıl gelmiş? İşte asıl ona bakmak lazım.
Malesef son birkaç yıldır ülkemizde milliyetçilik değerlerini ajite eden, kaşıyan, manipüle eden bir merkez türedi. Kendini yabancı özellikle de Ortadoğu karşıtlığı üzerine konumlandıran bu yapı sosyal medyada kendini sıkça gösteriyor. Haliyle bu yapıdan en fazla gençler olumsuz olarak etkileniyor. İktidarın yanlış Suriye dış politkasının sonucu olarak demografik yapı, başta metropoller olmak üzere tüm Türkiye'de tehlikeli bir şekilde dizayn oluyor. Bundan prim sağlayan martjinal milliyetçi yapılar ise aşırılık söylemlerini iyice yükseltiyorlar. Gidişat gerçekten tehlikeli bir hal almaya başladı. Ailede verilmeyen milli ve manevi eğitim çocukların ve gençlerin yanlış ideolojilerle zehirlenmesinin ilk adımı oluyor.
Türkiye, tarihinden gelen bir sorumlulukla bölgesinde olan bitene elbette sessiz kalamazdı. Ama Suriye politikasında o kadar yanlışlar yapıldı ki ortaya çıkan sorunlar ülkenin demografik yapısından terör sorununa kadar herşeyi olumsuz etkiledi. Yapılan yanlışlar düzeltileceğine o yanlışlara yenileri eklendi. Hal böyleyken bütün dünyada yükselen ultra milliyetçilik ülkemizde de artmaya başladı. Gençlerimiz büyük oranda bu marjinal milliyetçi dilden etkileniyor. Bu süreç zaman içersinde kamplaşmalara neden olacak kadar tehlikeli bir hal aldı. Millet olarak ihtiyacımız olan ayrışmak değil, bütünleşmektir. Birbirimizi anlamaya daha çok ihtiyacımız var. Konuşmaktan çok dinlemeyi bilmek zorundayız. Çünkü başka bir Türkiye yok. Özellikle yeni nesli çok iyi korumalı ve kollamalıyız. Yanlışlarını düzeltecek mekanizmalar dizayn etmeli, hatalarını anlatmalıyız. Şahsen ben babası yaşındaki adama yunruk atan gencin tutklanması yerine tarihini ve adab-ı muaşeret kurallanını öğrenmek kaydıyla serbest bırakılması taraftarıyım.
Kuracağımız yapı gençlerimizi kaybetmeyi değil kazanmayı sağlayan bir yapı olmalı.
Vesselam...
Yorumlar
Yorum Gönder