Kayıtlar

Bakan Şimşek gidiyor mu? Ekonomide bir kez daha sil baştan...

Ekonomide işler iyi gitmiyor. Haziran 2023'te Nurettin Nebati'den görevi devralan Mehmet Şimşek sıkı ve can yakıcı bir ekonomik program uygulamasına rağmen ana hedef olan enflasyonu düşürecek çareyi bulamadı. Resmi enflasyon TÜİK tarafından yüzde 38'lerde gösteriliyor ama bağımsız araştırma kurumlarının ölçümleri bu oranın en az iki kat olduğu noktasında hemfikir. Cumhuriyet tarihinin en yüksek vergilerini almasına rağmen bütçe içindeki açıklar da kapanmak bilmiyor. Açıkçası millet bu ekonomik programdan bıkmış, yorulmuş durumda. Ağır vergiler ve enerjiye yapılan zamlar sadece imalat sanayini değil hane halkının da belini fena halde büktü. Peki bu ekonomik program bu kadar acı reçeteler ile doluysa ve fayda yerine millete zarar getiriyorsa neden üzerinde ısrar ediliyor? İşte son bir buçuk yıldır sorulan bu soruyu ilk kez hükümet yandaşı bir gazete Yeni Şafak gündeme taşıdı. Maliyeden sorumlu eski bakan Berat Albayrak'a yakınlığı ile bilinen gazete uygulanan programı öze...

Akp'nin neo liberal ekonomi politikaları vatandaşa pahalıya mal oluyor!

Asgari ücret açıklandı. Açıklandı açıklanmasına ama tam bir hayalkırıklığı ondan öte bir fiyasko oldu. Emekçi kesimi en azından TÜİK'in belirlediği enflasyon oranında zam bekliyordu ki bu rakam 25 bin TL civarı idi. Ama hükümet kendi açıkladığı enflasyonun altında, çok daha altında bir oranla asgari ücrete yüzde 30 zam yaparak 2025 için bu tutarı 22.104 TL olarak belirledi. Gerçekten fiyasko bir rakam. Dar gelirli zaten kıt kanaat geçinirken bir umut asgari ücret artışına bakıyordu. Ama umut da suya düştü. Hali hazırda Türkiye'de 20 bin TL açlık sınırı varken ortalama kiraların 10 ila 15 bin TL olduğu, mutfak masraflarının 5-6 bin civarında seyrettiği bir ekonomik ortamda bu rakamın asgari ücretliye yetmeyeceği çok açık. Krizlerde faturayı her zaman dar gelirli öder ama bu krizde ödenecek fatura sanırım ortada dar gelirli diye bir kesim bırakmayacak.  Akp Hükümetinin neo liberal ekonomi politikaları hiçbir zaman işçinin, emeklinin, alın teri ile kazanç sağlayamaya çalışan vatan...

En kötü senaryo: Sahada kazanıp, masada kaybetmek!

Suriye ile ilgili gelişmeleri değerlendirdiğimiz önceki yazımızda  Türkiye'nin bölgede denge stratejisi oluşturacak bir fırsatı artık olmayacağını, Suriye'nin toprak bütünlüğünün bozulması, Rusya ve İran'ın bölgeden çıkması nedeniyle Türkiye'yi diplomatik anlamda zor günler beklediğini belirtmiştik. Nitekim Abd Dışişleri Bakanı Blinken'ın ani Türkiye ziyareti buna işaret. Blinken neden apar topar Türkiye'ye geldi ve Erdoğan ile bir görüşme gerçekleştirdi? Bu sorunun cevabı olarak Türkiye'nin desteklediği ve Suriye'de vekil güç olarak gördüğü Suriye Milli Ordusu'nun Ypg güçlerine karşı başlattığı operasyonları gösterebeliriz.  Bilindiği üzere Suriye'nin parçalanmasını İsrail'in toprak genişletme çabalarının  hedeflerinden birisi. O nedenle Esad rejimi düşer düşmez, Golan tepelerinden kara harekatı düzenleyerek Şam'a yakın kasabalara kadar geniş bir bölgeyi işgal etmiş durumda. bununla birlikte Suriye'nin kuzeyinde ise İsrail ve Abd...

Yeni komşumuz İsrail!

BOP için büyük bir adım daha atıldı ve Suriye'de Esad rejimi devrildi. Muhalif gruplar büyük güçlerin desteği ile Şam'a kadar ilerleyip 61 yıllık Esad rejimini devirdi. Suriye'de iç savaştan beri yaşanan son 13 yıl baktığımızda kansız bir devrim oldu. Halep'ten Şam'a kadar şehirler sessiz sedasız ele geçirildi muhalifler tarafından. Suriye ordusu tek mermi dahi atmadan iş bitti. Rejimin düşüşü neden bu kadar kolay oldu onu daha sonra belirtiriz ama öncesinde rejimi devirecek kadar güçlendirilen muhalif gruplar kimler onu anlatalım isterseniz. EL KAİDE KÖKENLİ GİZEMLİ ÖRGÜT VE PKK'NIN SURİYE KOLU Muhalif grupların başını HTŞ çekiyor. Yani Heyet Tahrir el Şam örgütü. Kökeni El Kaide'nin Suriye kolu Nusra'ya dayanıyor. Örgütün şimdilerde başında olan isim Culani El Kaide'ye ile 2016'ya kadar organik olarak bağlıydı. O tarihten sonra bağını kopardı ve HTŞ Suriye'deki en güçlü gruplardan biri haline geldi. HTŞ önceleri radikal İslami söylemlerde b...

İsrail'e ticareti durdur demek suç değil, milletimizin sesidir!

Sonunda bunu da gördük! Bir grup genç İsrail ile ticaret kesilsin, siyonist rejime yakıt sağlayan vanalar kapansın diye protesto eylemi yapanlar cumhurbaşkanına hakaretten önce tutuklandı, sonra 3 günlük gözaltı sürecinin ardından nöbetçi hakimlikte tutuklanarak cezaevine gönderildi! İçinizden siz de banim gibi ne alaka diyordur. Ama malesef durum budur. Her yönüyle hukuk dışı olan bu karar milletin vicdanına da darbe vurmak demek. Aslında Erdoğan Akp'sinin en başından beri Filistin direnişi konusunda bakış açısı sorunlu idi. Geçen yıl 7 Ekim'de başlayan İsrail soykırımından bir ay önce Erdoğan ve Netanyahu ABD'de baş başa görüşmüş ondan önce de siyonist terör devletinin cumhurbaşkanını Ankara'da A sınıfı protokol ile ağırlanmıştı. İsrail'in soykırım başlattığı süreçte ise her ne kadar diplomatik ilişki kurulmamışsa da Türkiye İsrail'in cansuyu olan Azeri petrolünün Türkiye üzerinden geçişini engellememişti. Erdoğan bir taraftan hamasi söylemlerle Netanyahu'...

Suriye'nin kuzeyinde yaşananlar Türkiye'yi nasıl etkileyecek?

2011'den beri Suriye'de yaşanan iç savaşta birkaç gündür savaş tamtamları daha şiddetli çalmaya başladı. Heyet Tahrir El Şam (HTŞ) öncülüğündeki muhalifler Halep'e girerek Esed Hükümetine bağlı resmi binaları ve sembolik anlamı olan Halep Kalesini ele geçirdi. 27 Kasım'da muhaliflerle Esed güçleri arasında başlayan çatışmalar diğer şehirlere sıçrayacak mı zaman göstererecek. Bu noktada Esed'in güvenliğini kendi güvenliği olarak gören Rusya ve İran'ın bu duruma sessiz kalmayacağı aşikar. Rusya'nın rejim güçlerine askeri yardım yapacağı muhaliflerin ele geçirdiği şehir ve kasabaların geri alınması için Suriye ordusunun yeniden saldırı başlatacağı da gelen haberler arasında.  Suriye, hem Rusya hem de İran için kritik öneme sahip. Amerika ve İsrail'in bölgede etkinliğini artmasını bu iki devlet hiçbir şartta istemiyor. Hal böyle olunca Amerikanın başını çektiği batı koalisyonuna karşı bölgede üç devlet Suriye, İran ve Rusya ortak hareket ediyor. Bu üç devlet...

İkinci Erbakan, Temel Başkan!

  Yakın zaman sonra Saadet Partisi’nde genel başkanlık değişimi yaşanacak. Temel Karamollaoğlu, 2016’dan beri Saadet Partisi’nin genel başkanlığını yürütüyordu ve kendi ifadesi ile Erbakan Hoca’nın yakın çalışma ekibinden aktif siyaset içinde kalan tek kişi. Kendi akranlarının büyük bir kısmı vefat etti. Süleyman Arif Emre, Şevket Kazan, Oğuzhan Asiltürk, Lütfü Doğan, Ahmet Tekdal, Fehim Adak Erbakan hocanın her daim çevresinde olup bugün artık hayatta olmayan isimler. Recai Kutan, Yasin Hatipoğlu ve Temel Karamollaoğlu ise o ekipten hayatta olanlar. Bir dönem Türk siyasetini şekillendiren, domine eden, milli çizgide siyasetin merkezi olan bu ekip Milli Görüş’ü adeta bir fidan gibi büyüttü. Önce ahlak ve maneviyat şiarını düstur edinerek milletin çıkarlarını, Türkiye’nin menfaatlerini korumanın gerçek adresi oldular. Sadece kendi dönemlerine değil kendilerinden sonraki dönemlere de ışık tutacak kadar büyük mücadeleler verdiler. Saadet Partisi şimdi yeni bir şafağın eşiğinde. Erba...